Yeni Parti Siyaset Sahnesinde Yerini Aldı
Cumhuriyet Halk Partisi kadrolarından ayrılan 91 milletvekili, yeni kurdukları siyasi oluşumu dün resmen ilan etti. Kurulan bu yapının adı doğrudan “Yeni Parti” olarak açıklandı. İsim tercihi, herhangi bir gizli ittifakın veya lider figürlerin isimlerinin baş harflerinden oluşan bir kısaltma niteliği taşımıyor; doğrudan sıfat olarak kullanılıyor. Siyasi literatürdeki Genç Parti, İyi Parti, Doğru Parti ve Güzel Parti gibi örneklerin bir benzeri olan bu isimlendirme, alternatif arayışlarının bir sonucu olarak değerlendiriliyor.
Yeni siyasi oluşumun belirlediği “Özgür Türkiye Özgür gelecek” sloganı, geçmişteki popülist kampanya modellerini hatırlatıyor. Geçmişte Genç Parti’nin mitinglerinde uyguladığı stratejiler nasıl hafızalarda kaldıysa, bugün de derinlemesine bir vizyon belgesi sunulmadan yürütülen bu süreç benzer soru işaretleri barındırıyor. Siyasi analistler, bu hareketin asıl amacının, cezaevinden çıkması muhtemel Ekrem İmamoğlu için hazır bir parti altyapısı oluşturmak olduğunu öne sürüyor.
Semboller, Geçmiş Vaatler ve Tarihi Taklitler
Özgür Özel’in sosyal medya hesabının arka planında yer alan Atatürk ve traktör görselleri, seçim dönemindeki “her köylüye traktör” vaadini ve sonrasındaki “dikkat çekmek için söylendi” savunmasını akıllara getiriyor. Tarihi adımları taklit etme çabasıyla gerçekleştirilen Hacı Bayram Veli Camii’ndeki cuma namazı buluşmasında ise, geçmişteki kurucu meclis yürüyüşlerinin aksine, Özgür Özel’in yanında Ankara Müftüsü yerine esnafla fiziki arbede yaşayan Mustafa Sarıgül yer aldı.
Partinin ilan süreciyle ilgili detaylar, rasyonel siyasetin dışındaki arayışları da gözler önüne seriyor. Gazeteci Deniz Zeyrek, kurmay heyetin partinin kuruluş tarihi olan 24 Temmuz için astrologlardan onay aldığını belirtiyor. Ayrıca Kürt siyasi hareketinin önemli isimlerine dayandırılan iddialara göre, DEM Parti’ye mesafeli olan ve Selahattin Demirtaş’ı destekleyen seçmen grubunun da bu yeni oluşuma yönelebileceği konuşuluyor.
Destekçiler ve Muhalefetin Durumu
Gelişmeler, muhalif seçmen kitlesinin çaresizlik içinde her alternatife yönelme eğilimini ve sonrasındaki pişmanlık döngüsünü yeniden tetikliyor. Geçmişte deprem felaketi sırasında “Devlet yok, Ahbap var” söylemini yayıp yargı aşamasında farklı savunmalar yapan odakların, bugün de aynı siyasi projeye referans olması dikkat çekiyor. Fatih Portakal, Ruşen Çakır, Gökhan Özoğuz ve Fatih Altaylı gibi isimlerin desteklediği bu süreç, ana muhalefet mekanizmasını denetleme işlevinden uzaklaştırarak etkisizleştirme riski taşıyor.
Kaynak: Sabah